19 Nisan 2014 Cumartesi

Aykırı Dünyanın Kokoşluk Masalı (+18)


Okuyan Kızlar Kulübü bu sefer aykırı, şaşırtıcı enfes bir seri ''Hop Çiki Yaya'' ile karşınızda!
Özel yazılarımız kitaplarımıza dair oluyor, kural bozmadan baş karakterimiz ve renkli çevresinin kokoşluk serüvenine bir göz atmak istedim. Karakter , karakter diyeceğim çünkü serinin 5. kitabına kadar ismini bilemiyoruz. Hoş eksikliğini de hissetmiyoruz. Tek bilmemiz gereken karaktere ''abla'' denilmemesi gerektiği. Dili pek keskin, tırnaklar yırtıcı Allah korusun elinde kalırız :)
***
Hop Çiki Yaya serisi ''Peygamber Cinayetleri'' kitabı ile açılış yapar. Önce karakterin özel hayatı sonra da dahil olduğu çevrelerin özellikleri öğrenilir. İşte karakterimizin özeli dedik de özelinin de özeli kişisel bakım ritüeline denk geleceğimizi bilemedik.
Kısaca: Karakter canı istediğinde erkek kılığında canı istediğinde kadın kılığında dolaşır. Kokoşluk serüveni kadınlık gerekleri ve dahil olduğu çevredeki transeksüller üzerinden incelenir.

- ÇİVİ ÇİVİYİ SÖKER -

Günümüzde ağda denildiğinde ilk aklımıza annelerimiz gelir (sanki biz bayanlar kıl tüy aldırmıyormuşuz gibi) Onların da geleneği limon şeker karışımı ağdadır. Devir değiştikçe iş de değişir önce sir, sonra makine şimdilerde de lazer bakımları yaptırılır. Koltuk altı ve sırt gibi açıkta kalan bölgelerden sadece kadınlar değil erkekler de rahatsızdır. Geçmişte gizli gizli yapılan bu temizlik şimdilerde epilasyon merkezlerinde aleni yaptırılmaktadır.( Devir değişti)
Kadın ve erkeklerin en temel temizlik gereksiniminden bahsettik peki gay ve transeksüller? Zaten hiiiç onları anmayız, sanki onların ihtiyacı olamazmış gibi:( Çok yakinen tanıdığım, birkaç gay arkadaşımın düzenli olarak sir yaptırdığını öğrendim. Bedeni geçtim ruhumun temizlik ihtiyacı dedi. Peygamber Cinayetleri kitabını okurken de karakter ağda yaptırıyordu. Öyle çok canı yandı ki resmen çığlıklarını duydum :)
Ağda: limon şeker karışımı bir macundur. Ağda yapılan deri bir süre kabarır, tavuk yolunmuşa döner. Karakterimiz de bu acılı süreç sonrası ağdanın kabarıklığını dindirmek için limonlu su ile masaj yaptırır.
Ağdada limon var, ağdanın kabarttığını indirmek için de limon resmen çivi çiviyi söker hesabı bir ritüel.


- TUVALİN ARDINDAKİ GERÇEK - 

Karakterimiz kendisini makyaj güzeli olarak tanımlar. Zaten güzelliği ile değil zekası ve sivri diliyle esir eder erkeğini. Nasıl cilt temizliğinin kadını erkeği olmadığını anladıysak makyajda da durum böyledir. Gaylerin bugünlerin yaygın ürünü BB krem ve benzeri şeyleri yıllardır kullandığı bilinir. Trans birey ise her kadın neye ihtiyaç duyarsa onu kullanır. Sahne dünyası porselen makyaj türü ağır-kalıcı ürünler kullanır pekiiiii Transeksüeller?

Onlarda durum bir çıta farklıdır. Porselen türü baz kullanmak zorunda, ameliyatlı değilse aktif hormonlar sebebiyle gün içinde sakallar uzayabilir. Onları kamufle etmek, renk dengesi tutturmak, ve üzerine sanatını icra etmek ''kadın'' olmanın bedelidir. Aykırı dünya dedik evet, erkek bedenine müdahelelerle hayatı eklemek onlarınki. Başka bir hayat ya da ruhunu bedene yansıtmak adına yaptırılan estetikler. Onlar bir alt yapı inşa ettirir , tuvaldir orada kalan. Makyaj ise o gece olmak istediği kadının far-rimel-pırıltı-ruj ile resmedilişidir. İki öpüşte silinecek, ter damlalarıyla eriyecek masal. Tuvalin ardındaki gerçek.

Aykırı yaşamın kokoşluk bedeli bol pırıltı, cildi erken yaşlandırma ve doğanın tahribatına direnişten ibarettir. Aynada yansıyan birkaç dakikalık şuhluk, iki kahkaha ve masalın karanlık tarafına geçiş.


- KIYAFETİN KADAR VARSIN -

Ahh bir de pahalı kıyafetlere düşkünlük vardır. Moda gaylerin elinde ise show dünyası da transeksüllerin elindedir. Gay olmak bu dünyada bir parça saygı kazanmış olabilir ama birçok erkek gay olduğunu kabul eder geceleri kadın kılığında dolaştığını reddeder. Düşmüşün de düşmüşü görür kendini:( İşte o zor kazanılan para ile varlığını-kadınlığını ispat eden gardrobuna dokunan eller kırılsın mantığındadırlar.

''...ay abla o kız ölmeyi hak etti, dünya para kıyafetimi aldı getirmedi. Kalkmış haspam benim zor kazandığım parayı üstüne geçirip balkon yıkıyor a aaaaa!!! ''
Kınama, yadırgama düşün!

Her sabah uyandığında gördüğün bir fazlalık var, ne kadar boyanırsan boyan iki gıdım terle akan bir resim var. Dönüp baktığında senin camdan pabucun o kıyafetler. Belki bir gün cam pabucun diğer tekini bir erkek getirir. Masalını yıkanın boynu yıkılsın mantığı çok da garip değil :)


- BEDENİN BAKIMI KADAR ÖZELSİN -

Her noktaya değiniriz de su yemek gibi ihtiyaç olan ama konuşması ayıp karşılanan noktaları es geçeriz. (Tamam ben de pek hoşlaşmam bu muhabbetlerden)

Kişisel temizlik sadece ağda ve makyaj değildir elbet.  ''Gündüz Erkek Gece Kadın'' kitabını okuduğumda bir gay - transeksüelin cinsel birleşim öncesi hazırlığını öğrenmiştim. Açıkçası hiç de öncesinde kafa yormamıştım. Alan dışı konu saydım. Ama şimdi sadece erkeklerin değil her bireyin cinsel birleşim öncesi temizliği önemsemesi gerektiğine inanıyorum. Bulaşıcı hastalıkların birçok yol bulduğu malum!

Bir gay ya da transbireyin cinsel birleşim öncesi yapması gerekenler için sizi arkadaşımın bloğuna davet ediyorum TIKTIK

Kaan Arer kendinden yola çıkarak birçok bilinmeyene ışık oluyor. Her bireyin öğrenmesi gereken bir konuyu çekinmeden, düzgün bir üslupla ele alıyor. TIKTIK

Bu kadar özel-mahrem konuya el atmışken iki yazısını daha öneriyorum: 

http://bigayingunlugu.blogspot.com.tr/2014/01/anal-sex-nedir.html

http://bigayingunlugu.blogspot.com.tr/2013/04/geyler-sevisiyor-mu.html

Yaşamın her alanında farkındalığın adresi: HOP ÇİKİ YAYA



17 Nisan 2014 Perşembe

Mehmet Murat Somer - Unutamayacağım Bir Röportaj


- Mehmet Murat Somer -
Hayran olduğum, her buluşmamızda aydınlandığım bir isimle karşınızdayım. Bir röportaj talebi ile başladı her şey.  Hayatta unutamayacağınız kaç isim var ki, işte benim için bu az - öz listenin en tepesine yerleşti Murat Bey.
Hasta haliyle bizleri kırmayıp, yağmurlu rezil bir havada görüşmeyi kabul ettiği için ayrıca teşekkür ediyorum kendisine.
***
Hayata Dair Kısa Kısa:
1959 Ankara doğumlu Mehmet Murat Somer, ODTÜ'de mühendislik eğitimi aldı. Kısa süre mühendis, uzun zaman bankacı olarak çalıştı. 1994 yılından bu yana kurumlara yönetim ve bireysel gelişim eğitimleri veriyor ve yönetim danışmanlığı yapıyor. Tamamı ısmarlama sinema filmi ve TV dizi senaryoları yazdı, gazete ve dergilerde klasik müzik eleştirileri yayımlandı. Kendi ifadesiyle, "Halen 27. yaşının keyfini kimi zaman İstanbul'da, kimi zaman Tropiklerde sürüyor." 
Yazarın kitapları, İspanya, İtalya ve Fransa'da da yayınlanmaktadır.
***

Nar Kitap’tan çıkan Hop Çiki Yaya serisi ile bir blog turuna daha merhaba diyoruz. Yazarımız ve serisi üzerine derin bir sohbet / röportaj sizlerle! 

Hop Çiki Yaya serisinin yazarı, uluslar arası yaratıcı bir isim var karşımızda. Kitapları 20 dilden fazla çevrilmiş, ''Turkish Delight'' diye bilinen seriyle ön plana çıkmış aykırı bir kalem. Kalıpları yıkmak ruhu özgür kılmanın aracı diyerek enteresan bir serüven sunmuş bizlere.

-Hemen soruyorum HOP ÇİKİ YAYA ne demek?
1950 İstanbul  kız kolejleri spor karşılaşmalarında ‘hop çiki yaya’ nümayiş çok yaşa gibi bir şey dermiş. (Günümüz slogan cümlelerini anımsatan bir kullanım olsa gerek ) 1950 sonrası Nişantaşı kadınları davranışlarında ayıplanan bir durum karşısında “Ay, çok ayıp.” yerine “Hop çiki yayalık yapma.” demeye başlamış. O dönemler eşcinsel yerine queer denir, eşcinsel-gay kelimeleri kullanılmazmış.
1960’larda ‘hop çiki yaya’ plaklarda alt başlık olarak kullanılmaya başlamış. (Sanırım bu Bülent Ersoy ve onun gibi olma heveslilerinin yılları) Şarolo yani eşcinsel olarak kullanılmış.
Hop Çiki Yaya diyerek hem geçmiş kuşağa saygı hem de eşcinsel karşılığın gündeme girmesi için seri ismi olarak seçilmiş. (Helal be!!!)
Kitaplarda birçok şarkıcı, Türkiye güzeli ismi geçiyor. İnsan merak ediyor bu isimler gerçek mi? Gerçekse nasıl bir cesaretle yazılır? (Millet geçmişi silmeye, bilineni anlatanı da taşlamaya meraklı)
Seride geçen ünlü isimler ve zengin kesimin sosyetik inişleri çıkışları gerçek diyor Murat Bey.
(Yani Google açıp isimleri, eserleri araştırabilir; nostalji serüveninde gezinebiliriz! Yuppiiii )
-İlk kitap Peygamber Cinayetleri’ni yeni bitirdim ve seriye devam ediyorum. Ben mi atladım, yoksa başkarakterin ismi yok mu diyorum?
İlk etapta Hop Çiki Yaya serisini 5 kitap olarak düşündüm. Beşinci kitapta karakterin ismini de öğreniyoruz diyor. İsim çift kimlikli olsun istedim. Hem kadın, hem de erkek kullanabilsin tıpkı karakterin yaşamı gibi! Hayran baskısı sonucu iki kitap daha ekleyerek yedi kitaplık bir seriye dönüştü. (En iyi yerde de noktalamış hani)
Seri tam anlamıyla ters köşe! Karakter erkek ama hayatını kadın kıyafetleri içinde, çift benlikle devam ettiriyor. Bu kitapta alışılmışın dışında bir dedektif var: gay, olayı çözenler: transeksüel :) Hani suçlu ararken ilk etapta toplanacaklar. Hiç dikkat çekmeyen, sıradan kişiler de işin kirli yüzünü temsil ediyor. Hayatın ikiyüzlülüğüne burada bir ayna tutuluyor J
Gay, eşcinsel kişilerin iyiyi, sıradan kişilerin kötüyü temsil etmesi bir tesadüf olamaz değil mi? Buradaki meseleyi seriyi merak eden okuyucularımıza anlatabilir misiniz?
Asıl amaç beyazların ‘’normal birey’’ karalaşıp, karaların yani ‘’anormal bireyin’’ beyazlaşması.  Açalım konuyu; marjinal, dejenere kişilerden hep kötü olması beklenir.Dizilerde bir gay vardır ona gülünür ama onunla gülünmez gibi…  Trans birey ölmeyi , fahişe tecavüze uğramayı , fakir ezilmeyi hak etmiştir. Toplumda aykırı ya da eksik isen bir suç olduğunda ilk şüphelenilen, ilk aranan da sensin.
(Merkeze marjinali çekerek suçluları beyaz Türkler üzerinden anlatarak dengeleri değiştirmek istemiş yazar. Böylece insanlığımızı hatırlıyoruz. Her şey bizler için diyoruz. Yasakların bir baskı unsuru olduğunu, yasak delindiği an patlayan enerjinin bedelinin ne kadar ağır olduğunu öğreniyoruz.)
Seri ilk etapta 5 kitap dedik.  Kitapların özel bir anlamı var mı? Kendi içinde şifresi?
Her kitap bir çevreyi temsil ediyor.  Normalin makul olduğu kendi içinde sistemler – ahlaki kurallarla örülü olan duvarların arkasındaki hayatlara açılan bir kapı gibi hikayeler.
Farkında olmadan farkındalık yaratmak asıl amaç!
Bir kişiye vahşeti direk verirsek korkar, çaktırmadan eşik atlatarak sunduğunuzda bunu kaldırır. Kemal Tuğcu gibi anlatsak canlı yayında cinayet izlemek gibi olur. Eğlendirerek anlatırsak farkındalık oluşur. (Aykırı tiplere odaklanırsak diğer ön yargılara takılmadan asıl meseleye dikkat çekebiliriz.)
Pekiiii karakter ismini söylersem büyü bozulur, seriyi okuyanlar serinin beşinci kitabında öğrenecekler. Şu malum karakterimiz AŞKı tadacak mı?
Tabiii o da insan, aşık olacak, acı da çekecek. Tür itibariyle bakın hiçbir dedektif yaşlanmaz, uzun süreli ilişkisi olmaz, belirli bir yerde yaşamaz. Olay karakter değil karakter üzerinden serüvendir. Benim başkarakterim de aşkı tadacak,  seks yapacak; nasıl acıkıyorsak, uykumuz geliyorsa bu karakter de ihtiyaçlarını giderecek. Kitapların bağımsız okunabilmesi için bir matematik belki de! (James Bond’un aile babası olmasının imkansızlığı gibi J )
 (Her anlamda yaşayan ama bir kalıba tutturulamayan bir dedektif var elimizde! )

Seri hakkında genel bilgi: Karakter bir dedektif, canı istediğinde kadın gibi giyinen yeri geldiğinde erkek kıyafetleri ile dolaşan okumuş kültürlü bir isim. Marjinal, ötekilerden. Ponpon bir karakter. Doğrudan ya da dolaylı olaylar sonucu katillerin peşinde bir isim. Her kitap bir çevreyi temsil ediyor. Gülerken farkındalık yaratmayı hedeflemiş bir usta kalemden eserler var karşımızda. Her kitap bağımsız da okunabiliyor.


16 Nisan 2014 Çarşamba

OKK 26. Blog Tur: Hop Çiki Yaya Serisi - Mehmet Murat Somer


Okuyan Kızlar Kulübü'nün bu kez tur konuğu 7 kitaplık Hop Çiki Yaya serisiyle Mehmet Murat  Somer. Polisiye türündeki seri aslında çok ama çok aykırı ve eğlenceli. 
Serinin konusu: 
Canı istediği zaman kadın, canı istediği zaman erkek kıyafeti giyen kahramanımız, dövüşte ve internette usta; klasik müzikten, bitki çaylarından, yakışıklı erkeklerden hoşlanıyor. Ve hayat önüne hep karmaşık cinayetler çıkartıyor. Bunları çözerken ona keskin zekâsının yanı sıra dostları da yardım ediyor: 

Büyük bir otelde drag şov yapan Ponpon, cinsel kimliği konusunda kararsız şef garson Hasan ve başta Altımermerli Gönül olmak üzere diğer "kızlar; Damper Beyza, Karakaş Lulu, Kıllı Demet, Aylin, Nalan, Şiloz Pamir


Hepimiz serinin bir kitabını inceleyeceğiz, benimki Peygamber Cinayetleri
Konusu:
Nüfusa kayıtlı oldukları adları çeşitli peygamberlerin isimleri olan transseksüeller bir biri ardına vahşice öldürülmektedir. Bütün camiayı korku salmıştır. Zarif ve delikanlı kahramanımız kendini de tehlikeye atarak bu cinayetleri çözmeye çalışır ve ölümden kıl payı kurtulur.

ABD'den Tayvan'a onlarca ülkede yayınlanan ve dünya çapında yüzbinlerce hayranı oluşan Hop Çiki Yaya serisi polisiyeye getirdiği seksi ve yeni yaklaşımıyla okura benzersiz bir macera vaat ediyor... Dizi, gökkuşağı renklerindeki sırtlarıyla bir kez daha toplu halde Nar Kitap'ta.

İstanbul'un Miss Marple'ı; tek farkla tvit etekler yerine üstüne yapışan deriler giyiyor.
-Daily Telegraph-

"Şaşırtıcı, eğlenceli; bu cinayet romanlarını sakın kaçırmayın." 
-Sunday Times-

"Bu kitaplar kapuçino gibi; üstteki köpük alttaki acı ve yoğun tadın üstünü örtüyor." 
-Val McDermid-

İşte Avrupa böyle olmalı: seksi, akıllı ve ortalama Başbakan eşinden daha iyi giysiler içinde. Türkiye sadece buradan ilerleyebilir.
-Stella Duffy-
(Tanıtım Bülteninden)

TUR TAKVİMİMİZ
16 Nisan 2014
Tanıtım – Duyuru – Çekiliş
17 Nisan 2014
Pudra Tozu - Mehmet Murat Somer Röportajı
Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Mehmet Murat Somer ve Nar Kitap Üzerine
18 Nisan 2014
Kitap Tutkusu – Buse Cinayetleri Yorum
Fighting!! – Huzur Cinayetleri Yorum
19 Nisan 2014
Pudra Tozu - Aykırı Dünyanın Kokoşluk Masalı
Kitap Tutkusu – Karakterimizin Sinema Aşkı
Fighting!! – Karakter Aynası: Audrey Hepburn
20 Nisan 2014
Pudra Tozu - Peygamber Cinayetleri Yorum
Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Jigolo Cinayetleri Yorum
1 Kişiye Set hediye ettiğimiz çekiliş için TIKTIK

7 kişiye yazarımızdan imzalı kitap hediye ettiğimiz yarışmalarımız için TIKTIK

Nar Kitap'a ve yazarımız Mehmet Murat Somer 'e katkılarından dolayı teşekkürler...




14 Nisan 2014 Pazartesi

Geçmişten Gelen Mutluluk


Okuyan Kızlar Kulübü 25. Blog Turumuzun son günü, iyi bir seriyi yarılamanın hüznü var içimizde. Nemesis Kitap'tan çıkan The Rules of Scoundrels serisinin ilk iki kitabı ile karşınızdaydık.  Serinin ilk kitabı ''İntikam Ateşi'' yorumum için TIKTIKSerimize ''Geçmişten Gelen Mutluluk'' kitap yorumu ile devam ediyoruz.

*** 
 The Rules of Scoundrels serisi genel mantığı: Bir tarafta dört arzulanan erkeğin işlettiği günah yuvası kumarhane dünyası diğer tarafta güçlü bir adamın bir erkek varis arayışına Tanrı'nın beş kız ile cevap arayışı. Kumarhane sosyetenin en gizli cemiyetinin bir noktada paravanı. Ahlaksızlığın içinde ahlaki bir yapı var. Dört erkek de soylu ve dördü de soysuzca yaşıyor :) Vakti zamanı gelmişşşş ve AŞK başlarına hiç ummadıkları noktadan vuruyor.
İlk kitap ''İntikam Ateşi'' kumarhane ortaklarından intikama yeminli Michael ile başlıyor. Beş kızla cezalandırılmış baba da evde kalmış kızının çeyizine intikam topraklarını  ekleyince işlerin rengi değişiyor. İlk günahkar evlenince diğerleri de bir şekilde Aşk çemberinde sırasıyla yerini almaya başlıyor. Michael'in eşinin meraklı mantık insanı kız kardeşi türlü soruları kafasına takıyor ve soluğu günahların merkezinde alıyor. Cevaplaması beklenen yakışıklı ise Cross :) 
Seri bağımsız okunabilse de benim gönlüm sırayla okunmasından yana. Serinin özgün yanları da var, kızlar ezik değil dişli. Gözü kara erkeksi değil hakkını arayan kibar kadınlar. Her kitapta bir sürpriz var. İlk kitapta mektuplar ikincide bilimsel araştırma notları. Diğer iki kitabı delicesine merak ediyorum, bakalım karşımıza ne çıkacak? :) Ben şahsen farklılığı ve yazımdaki doygunluğu açısından çok beğendim.
***

Geçmişten Gelen Mutluluk - Yorum:

Philippa için bilim-mantık her şeydir. Hayatta hep diğer kişilerden farklı olmuş, hayatın çizgisinde dışta kalmış gözlüklü bir kızdır. Kendi güzelliğini görememekte evliliği ise bir görev olarak nitelendirmektedir. İntikam Ateşi'nde tanıdığımız ablası geçmişte bir hayal kırıklığı yaşamış nişanı bozulmuştur. Sonrasında iki kız kardeşi vasat evlilikler yapmıştır. Şimdi ablası evlenmiş ve sosyetede ailesinin onuru için ikinci bir şans yakalamış verdiği sözü tutarak evliliğe adım adım ilerlemektedir. Evliliğe görev bilinciyle bakar. Kızın evlilikle ilgisi yok ve kimse bu hanım kızımıza evlilik hayatı nedir anlatmıyor. Düştü mü içe bir şüphe eyvahlar olaaaaa şüpheyle de yaşanmaz ne olacak ki? Kızımız düşünüyor taşınıyor Günah yuvasının ortaklarından eniştesinin arkadaşı, kadınların rüyası, tutku kralı Cross'un kapısını çalıyor.
Ey sevgili Cross şu evlilik nasıl bir şey? İnsanlar ve hayvanlar arasında ne gibi ortak noktalar var bir öğretiver diyor işte cümbüş de burada kopuyor :)
Sevgili Cross'a kal gelmesine mi güleyim, kızın ciddiyetine mi, aykırı soruları gayet normal karşılamasına mı :) Bu kitapta sık sık kahkaha attım, her bölüm başında yer alan bilimsel makaleler ise ayrı güzeldi. 
Yazar çok iyi bir çıta kuruyor ve bize de bunu izleyerek aşkın yolunda mutlu sona kavuşmak kalıyor.
Akılda deli sorular, kıskançlık, bilim mantığında mantıksız haller. Kitap olay :)
Tavsiyemdir efendim.


13 Nisan 2014 Pazar

İncirli Pudingin Gizemi



Okuyan Kızlar 25. blog turu hızla devam ediyor. Bugün özel yazılarımızla sizlerleyiz. Özel yazı konularımız kitap içinden çekilen ögeler olduğu için bir yandan eğlenceli bir yandan da tatlı tatlı alıntılar içerebilmektedir. Kitabı okumak isteyen arkadaşlarımız özel yazılarımızı okumak için bir kez daha düşünebilir :)

Yasal uyarımızı yaptığımıza göre geçelim şu meşhurrrrr PUDİNG vakasına :)

***


İngiliz tatlı kültürü denilince ilk akla gelen Krem Karamel tatlısıdır.  Zamanla zenginleşen krallık güzel olana aç bir taleple her kültürden bir tadı mutfağında harmanlamıştır. Basit bir süt şeker karışımından yaratılan harmana kakao eklenerek puding ve benzeri tatlar ortaya çıkmıştır. İngiliz tatlı arşivi incelendiğinde puding bir tanımlamadır. Biz başlı başına çikolatalı pudingi almış direk puding diye kalıplaştırmışız. Kültürümüze puding tanımı ilk olarak ''hareketli tatlı'' olarak geçmiş :) Zamanla kalıplamış puding olmuş. Biz bu hareketli tatlının çikolata-muz-çilek ve benzeri karışımları kadarını bilmekteyiz.
Hareketli tatlıdan yol alırsak İngiliz kültüründe tuzlu-acı-ekşi-etli birçok versiyon mevcut. Bu şuna benziyor turta genel bir kavram bizde en çok elmalı tarçınlı yapılır ama aslında tuzlu ve etlisi de yapılmaktadır gibi.
Bu noktadan hareketle İncirli pudingin gizemine dalalım :)
***
 (İntikam Ateşi - Yorum TIKTIK )
***
İncirli Pudingin Gizemi:
İntikam Ateşi kitabındaki karakterlerimizin en can alıcı sahnelerinde puding adeta bir simge haline gelir :) Michael baskıcı, ben ne dersem o olmalı tavrını bırakmamaktadır. Eşine olan tutkusunun AŞK olabileceğini anlamayı reddeder. Bu reddediş onu saçmalamaya iter. Güzel eş Penelope ise sevgisizliğe dayanamaz, isyan bayrağını açar. Tutku, bolca yanlış anlama, inatlaşma derken kavga başlar. Sanki dünyadaki en önemli şeymiş gibi ben seni tanımıyorum Michael, evlilik dediğin böyle olmaz der. Bu da yetmezmiş gibi der kiiii ben daha senin neli puding sevdiğini bilmiyorum. Koptum resmennn :))
Neyse adamımız evliliğin ne demek olduğunu o kadar ateşli uygulamalı sunum yapar ki sofradaki mumlar erir, pudingler hikaye kalır. Veee torunlar dahi masadaki izin sebebini öğrenemez :) Yani karun kadar zengin adam da bir yeni masa alamaz. 
***
İnsan düşünüyor aslında büyük resimdeki en önemli şey küçük ayrıntılarda gizlidir. Bir akşamın tadı tatlı ise yanlış seçim bütün geceyi mahvedebilir. Gün çok yorgun geçmiş bir bardak iyi demlenmiş çay tüm yorgunluğu giderir gibi. 
Arkadaşlıklarda da öyle değil mi eş olmak yetmez arkadaş da olmayı bilmek gerekir.
En sıkıntılı anda söylenecek tek bir kelime bile bazen tonla cümleye bedeldir. 
Bu kadar İNCİRLİ PUDİNG dedik bir tarif linki de ekleyelim :)
İncirli Puding Tarifi TIKTIK

12 Nisan 2014 Cumartesi

İntikam Ateşi - Tarihi Aşk Romanlarında Yeni Bir Soluk / Bu Seriye Dikkat


Okuyan Kızlar Kulübü 25. blog tur konuğu Nemesis Kitap'tan Sarah Maclean.  

The Rules of Scoundrels serisi ile karşınızdayız. Dört kitap dört asi erkek. Soylu, ünvanlı, parasız kalıp karanlık dünyada paralanan kötü çocuklar. Kısaca soylu soysuzlar :)) Her ne kadar pisliğin içinde kendi kurallarınca ak kalsalar da gönülleri taşlaşmış kadınların başını döndüren iflah olmazlar. 
Ta kiiiiii bizim baş karakterlerimiz kızlarla karşılaşana kadar :) 

Ezber bozan, her kitap özgün, farklı bir seri var karşımızda.

The Rules of Scoundrels serisi:
İntikam Ateşi #1
Geçmişten Gelen Mutluluk#2
No Good  Duke Goes#3
Never Judge a Lady by Her Cover#4

İntikam Ateşi - YORUM:

Toprakların kaderi, bir gün yeniden gerçek sahiplerinin adımları altında uzanmaktır.

Michael'in kumar masasında kirli oyunlarla aile mirasını kaybetmesi ile başlıyor hikayemiz. Bir yemin ile topraklarından  ayrılan genç yıllar sonra unvanını köşeye bırakmış haşin intikamına odaklı çıkıyor karşımıza.
Yıllardır intikam gününü bekleyen Michael aldığı haberle şoka uğruyor. Sert bakışlarla ardında bıraktığı çocukluk arkadaşı Penelope'nin ailesi toprakları ele geçirmiş. Evlilik yaşı geçmiş kızlarının üzerine de çeyiz etmiş amanınnn bu beklenen fırsat diyerek düşüyor yollara.

Çocukluk günlerinden kalma eski bir kıpırtı, insanın kalbini yeniden attırabilir.
Babasının baskısı bir yanda kardeşlerinin geleceğini etkilediği düşüncesiyle acıtan vicdanı arasında sıkışan kızımız evlilik kararını almanın eşiğinde. Micheal'in ortaya ani çıkışı, evliliğe zorlanışı, aile onuru derken işler arap saçına dönüyor. Zaten olay da bundan sonra başlıyor. İntikam alınıyor da ateş daha da alevlenince intikamın ateşi aşkın alevine dönüşüyor :)

Türlü saçmalıklarla atılan evlilik adımı ilerleyen günlerde aşk savaşına dönüyor. Kızlarımız pek asi olunca da bize macera dolu enfes bir hikaye okumak düşüyor. 
Serinin ana çıtası 4 erkek ve bu 4 erkeğin işlettiği günahlara davet ''Düşmüş Melek'' kapıları asi gelinimiz tarafından aralanıyor. Buyurun cümbüşe :))

***
Serinin özgün duruşunu çok sevdim. İntikam Ateşi kitabında gönderilmiş daha sonra gönderilememiş mektuplar var. Bir masal adeta. Birbirlerine söyleyemediklerinin haykırışı. İkinci kitap ise daha büyük bir heyecan barındırıyor. Bilimsel metinlerde hayatın tasviri. Yazarlar Kont- Dük, Lady, Düşes yazıp duracaklar, aşkı ilk çapkın erkeklerde tadacak güçlü kollarda eriyecekler. Entrika olacak, miras ve balolar. Ama asıl özgün olan tüm bunların bize sunuluş şekli. Sarah Maclean yeni favori yazarlarımdan oldu. Üçüncü ve dördüncü kitaplarda karşımıza ne çıkacak merak ediyorum doğrusu.

***
ALINTILAR:

DİKKAT: İki mektup beni derinden etkiledi. Sizlerle paylaşmak isterim. 
Dileyen bu noktadan sonra yazımı okumayı bırakabilir.
---
Sevgili M.
Mürebbiyem yılanbalıklarından hazzetmiyor. Elbette kendisi, senin sırf yılanbalığı beslediğin için kötü biri olmadığını görecek kadar kültürlü bir kadın. Günahtan nefret et ama günahkardan değil.
NOT: Geçen hafta Tommy eve ziyarete geldi. Birlikte balık tutmaya gittik. Kendisi resmen benim en sevdiğim arkadaşım.
Needham Malikanesi, Eylül 1813 Sevgili P.
Bu, Rahip Comton'ın vaazından alıntıya benziyor sanki. Demek kilisede dikkatini vaaza verdin. Hayal kırıklığına uğradım. M.
NOT: Tommy  senin en sevdiğin arkadaşın değil. 
Ethon Koleji, Eylül 1813
---
Aradan 4 yıl geçer kızımız yeni bir mektup yazar tabi cevap yok :( Sonraki cümleler iç acıtan cinsten.
Yalanların en kötü tarafı, onlara inanmanın fazlasıyla kolay olmasıdır.
Söz konusu yalanları siz söylemiş olsanız bile.
***
Ahhh ahhh işte böyle dolu dolu, güldüren, acıtan bir kitap daha bitti.
Tavsiyemdir efendim.

10 Nisan 2014 Perşembe

OKK 25.Blog Turu İntikam Ateşi-Geçmişten Gelen Mutluluk//Sarah Maclean Tanıtım Ve Çekiliş

 
Herkese merhaba,
OKK’nın 25. Blog Turu’nun konukları Nemesis Yayıncılık’tan çıkan, Sarah Maclean’ın The Rules of Scoundrels serisinin iki kitabı; İntikam Ateşi ve Geçmişten Gelen Mutluluk!
Kitaplarımızı tanıyalım
 

İntikam Ateşi
Michael Bourne, topraklarını kumarda kaybedince elinde malikânesi ve unvanından başka hiçbir şeyi kalmaz. Ancak aradan geçen yıllar ona iyi davranır ve kaybettiklerinden daha fazlasını aynı yolla kazanır: kumarla. Elde edemediği tek şey çocukluğunu geçirdiği Falconville topraklarıdır.


Çocukluk günlerinden kalma eski bir kıpırtı, insanın kalbini yeniden attırabilir.
Penelope Marbury’nin evlilik yaşı geçmiştir. Babası onun hayat arkadaşı bulmasını kolaylaştırmak için, sahip olduğu Falconville topraklarını da kızının çeyizine dahil eder. Bu haber kısa sürede yayılır ve birçok erkek gibi Michael’ın da dikkatini çeker. Kendisini, bir vakitler kaybettiği topraklarına götürecek yolu bulduğunu düşünmektedir.
"MacLean rakipsiz."
Chicago Tribune
 
"Enfes Bir Hikâye."
Eloisa James
Geçmişten Gelen Mutluluk
Sosyetenin yakın markajındaki Philippa için inanılması güç olan şeylerin başında ‘aşk’ gelmektedir. Hayatını yaşıtları gibi mutlu bir evlilik kurma yolunda harcamaya niyeti yoktur. Onun için en önemli şey bilimdir. Soğuk bir laboratuvarı sıcak bir eve tercih eder. Öte yandan üzerindeki evlilik baskısından da kurtulmalıdır. Kendisi için uygun görülen eş adayıyla evlenecek ve üzerine düşen görevleri yerine getirdikten sonra kalan vaktini kendini bilimsel anlamda geliştirmeye adayacaktır. Yapması gereken tek şey evlendiğinde yerine getirmek zorunda kalacağı görevleri ona anlatacak birini bulmaktır. Bunun için de çalabileceği en yanlış kapıyı çalar ve Londra’nın önemli kumarhanelerinden birinin ortağı olan Cross’dan yardım ister. Cross’un ise Philippa’yla ilgili bambaşka planları vardır. “Sarah MacLean zekice kurgulanmış romanları ve orijinal karakterleriyle sizi heyecanlandıracak. İyi bir kitap okumayı hak ettiğinizi düşünüyorsanız bu kitabı kaçırmayın.” Linda Howard
Tur Takvimimiz
10 Nisan 2014
Duyuru – Çekiliş – Takvim
 
11 Nisan 2014
Kitap Tutkusu – Historical Serilerinde Yaratıcı Bir Dokunuş
Fighting!! - Soyluluk Unvanları
 
12 Nisan 2014
İntikam Ateşi Yorum
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!
 
13 Nisan
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Sarah Maclean Röportajı
Pudra Tozu – İncirli Pudingin Gizemi
 
14 Nisan 2014 
Geçmişten Gelen Mutluluk Yorum
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!

2 Kişiye Set Hediye: TIKTIK 

tarih84